Ağustosun ilk haftasındayız ve biliyorum: telefon eskisi gibi çalmıyor.
Her yıl aynı cümleyi duyarım — “Hocam piyasa durdu, eylülü bekliyoruz.” Yirmi yedi yıldır bu sektördeyim; bu cümleyi söyleyenlerle söylemeyenler arasındaki farkı eylülde değil, kasımda görüyorum. Çünkü ağustos ölü bir ay değil; hazırlık ayı. Sezon içinde sistem kurulmaz, sezon içinde kurulmuş sistem kullanılır.
Bu yıl o hazırlığın merkezinde yeni bir araç var: Yapay Zekâ. En çok sorulan soru da bu: “Peki ben bunu tam olarak ne için kullanacağım?”
Bugün teoriye girmeyeceğim. Sahada gerçekten işe yarayan, bu hafta içinde deneyebileceğiniz yedi uygulamayı, bazılarını hazır metinleriyle birlikte yazıyorum.
1. Portföy açıklamasını bir saatten sekiz dakikaya indirmek
Danışmanların en çok ertelediği iş budur. Mülkü gezmişsinizdir, fotoğrafı çekmişsinizdir, sonra ilan metnine sıra gelince ekran başında yirmi dakika boş bakarsınız. Sonuç genelde aynı olur: “Ferah, kullanışlı, merkezi konumda.” Bu cümle hiçbir alıcının içine dokunmaz.
Yapay zekâ burada yazar değil, taslakçıdır. Siz ham bilgiyi verirsiniz, o size üzerinde çalışacağınız bir iskelet çıkarır.
Deneyebileceğiniz hazır bir metin:
“Sen deneyimli bir gayrimenkul metin yazarısın. Aşağıdaki bilgilerle bir satılık daire ilan metni yaz. Abartma yapma, sıfat yığma. Alıcının günlük hayatında ne değişeceğine odaklan. 150 kelimeyi geçme.
Bilgiler: [konum, m², oda sayısı, kat, bina yaşı, ısıtma, site içi olanaklar, en güçlü 3 özellik, hedef alıcı profili]. Bana üç farklı ton seçeneği ver: sade, sıcak, prestijli.”
Çıkanı olduğu gibi kullanmayın. Ben genelde üçüncü seçeneğin ilk paragrafını alır, kendi cümlemi eklerim. Yine de bir saatlik iş, sekiz dakikaya iner.
2. Fiyat sunumunu satıcının anlayacağı dile çevirmek
Fiyat sunumunda kaybettiğimiz yer, veri eksikliği değildir; anlatım eksikliğidir. Elimizde emsaller vardır, ortalama satış süresi vardır, ama satıcı tabloya bakar ve “Benim evim onlardan iyi” der.
Emsal verilerinizi yapay zekâya verip şunu isteyin: bu rakamları, hiç emlak bilmeyen birine üç cümlede açıkla; sonra fiyatın neden bu aralıkta olduğunu bir benzetmeyle anlat. Aldığınız benzetmeyi kendi ağzınıza uydurun. Sunumun gücü tabloda değil, o üç cümlededir.
3. Alıcı görüşmesi öncesi soru setinizi hazırlamak
NLP çalışan herkesin bildiği bir şey var: iyi görüşme, iyi soruyla başlar. Ama yoğun bir günde randevuya hazırlıksız girilir ve görüşme “kaç odalı arıyorsunuz” seviyesinde kalır.
Görüşmeden on dakika önce şunu isteyin:
“Bir alıcı adayıyla ilk görüşmeye gireceğim. Profil: [aile yapısı, bütçe, aciliyet, aradığı bölge, bilinen çekinceleri]. Bana açık uçlu 10 soru hazırla. Sorular ihtiyacın altındaki gerçek motivasyonu ortaya çıkarsın; ilan sitesinden okunabilecek bilgileri sorma.”
Bu on sorunun hepsini sormazsınız. Üçü bile görüşmeyi değiştirir.
4. Bölge raporunu düzenli bir bültene dönüştürmek
Etki çevresine düzenli değer göndermeyen danışman, aradan bir yıl geçtiğinde unutulur. Bölge bülteni bunun en ucuz çözümüdür ama sürdürülemez, çünkü yazması zaman alır.
Ay içinde topladığınız ham notları — kaç ilan girdi, hangi fiyatlar döndü, hangi projede ne oldu — bir dosyaya atın ve ay sonunda yapay zekâdan bunu 400 kelimelik sade bir bültene çevirmesini isteyin. Rakamlar sizin, gözlem sizin; sadece derleme işini devrediyorsunuz.
5. İtirazlarla prova yapmak
Bu, en az bilinen ama en çok işe yarayan kullanımdır. Yapay zekâdan zor bir satıcı rolü oynamasını isteyin:
“Sen komisyona itiraz eden, iki ofisle daha görüşen bir mülk sahibisin.
Ben tek yetki isteyeceğim. Kolay ikna olma.”
Karşınızda gerçek bir insan yok, o yüzden utanmadan hata yapabilirsiniz. Yirmi dakikalık böyle bir prova, gerçek randevuda ağzınızdan çıkan ilk cümleyi değiştirir. Yapmadan bilmek, bilmek değildir — provası yapılmamış cevap, hazır cevap sayılmaz.
6. İçerik takvimini bir oturuşta çıkarmak
Sosyal medyada tutarsız paylaşım, hiç paylaşmamaktan kötüdür. Ağustosta bir saat ayırıp eylül-ekim için otuz içerik başlığı çıkarın. Konuları siz belirleyin: sahada en çok duyduğunuz otuz soru. Yapay zekâ bunları başlıklara, kısa metinlere ve paylaşım sırasına dönüştürsün.
7. Kendi arşivinizi kurmak
Yirmi yedi yılda öğrendiğim en pahalı ders: aklınızdaki bilgi, bulunamıyorsa yoktur. Eğitim notları, müşteri görüşmelerinden çıkarılan dersler, işe yarayan cümleler — hepsi tek bir yerde toplanmalı. Yapay zekâ bu arşivi sizin için özetler, etiketler, aradığınızda önünüze getirir. Ama arşivi siz doldurursunuz. Boş bir arşivi hiçbir araç zenginleştiremez.
Peki neyi yapmaz?
Burayı atlamayalım, çünkü ben bu işi satmıyorum, öğretiyorum.
Yapay zekâ susmayı bilmez.
Satıcı size evi anlatırken gözü doluyorsa, oradaki üç saniyelik sessizliğin ne anlama geldiğini bir model çözemez.
Sözleşmenin sorumluluğunu almaz; yanlış bir rakam üretirse hesabı siz verirsiniz — bu yüzden her sayıyı kendiniz doğrulayacaksınız.
Güven üretmez. Güven, aynı mahallede yıllarca aynı şekilde davranmakla birikir.
Yapay zekâ mucize değil. Ben de değilim. O bir taslak makinesi, siz karar vericisiniz. Ama bu aracı sezon başlamadan öğrenen danışmanla eylülde öğrenmeye çalışan danışman arasındaki fark, kasımda kapanan dosyalarda görünür.
Bu hafta yedisini birden denemeyin. Bir tanesini seçin — bence birinciyi seçin — ve bir portföyünüzde uygulayın. Sonucu bana yazın.
Siz ağustosu hangi işi düzeltmek için kullanıyorsunuz? Yorumlarda paylaşın; en çok tekrar eden konuyu bir sonraki yazıda ele alacağım.
Yapay zekâyı emlak işinizde adım adım kullanmak isterseniz, “Yapay Zekâ ve Gayrimenkul” online eğitimimin erken kayıt listesine katılabilirsiniz.
Ders ders, sahadan örneklerle ilerliyoruz. →
[Erken kayıt listesine katıl]