“Danışman Araklamak” Nasıl bir davranıştır?

Son dönemlerde fazlaca rastladığım bir durum bu!

Bir Başka ofisin Danışmanını Araklamak.

Mesleğinizi düzgün yapan bir Broker olduğunuzu düşünün.

Tüm imkanlarınızı kullanarak danışmanlar işe almışsınız. Onlara yatırım yapmışsınız. Danışmanların iyi ve kötü günlerinde yanlarında olmuşsunuz. Eğitime göndermişsiniz. Eğitim vermişsiniz. Yeri geldiğinde de abilik ve kardeşlik yapmışsınız.

Bir sabah danışmanınız ıkıla sıkıla yanınıza geliyor ve sizinle özel bir şey konuşmak istediğini söylüyor.

Gel konuşalım.” diyorsunuz.

Gözleriniz dehşet içinde açılmış bir durumda, danışmanın size anlattıklarını şaşkınlıkla dinliyorsunuz.

Abi, bana yöneticilik teklif ettiler. Maaş + Prim çalışacağım. Müsadenle XXX firmasına gitmek istiyorum.

  – Broker’ım,  bana yapılan teklif şöyle % 75 ‘e % 25. Masa parası 3 ay yok. Kart ve afişlerimi de onlar veriyor. Eğer iznin olursa ben  xxxxxx yyyyyy firmasına  geçeceğim. 

 – Patron, bana YYY firmasından şöyle güzel, şöyle iyi bir teklif yapıldı. Eğer sen de aynısını sağlarsan kalırım. Yoksa ben gitme kararı verdim. Sana da söyliyeyim istedim.

  – Ayşe Hanım, beni yanlış anlamazsanız, ben sizin firmanızdan ayrılıp rakip firmaya geçmek istiyorum. Çünkü en sevdiğim arkadaşlarım orada çalışıyorlar. Çok ısrar ediyorlar gel diye. Ben de orada devam etmek istiyorum izninizle.

Bu çok özel konuşmaların daha da fazlası var ama yazmakla bitecek gibi değil.

Siz önce bir şoka giriyorsunuz.

Eğer sinirlerinize ve öfkenize hakim olabilirseniz. Ya “Hayırlısı Olsun Kardeşim!” deyip gönderiyorsunuz.

Ya da küfrü basıp odanızdan çıkartıyorsunuz.

İki hafta kafayı zar zor topluyorsunuz.

Kendinize soruyorsunuz “Ben nerede hata yapıyorum? ” diye

Bir haftanın sonunda düşüne, düşüne anlıyorsunuz ki aslında hiç bir hatanız yok.

Siz işi kurallarına göre oynuyorsunuz.

Ama diğer ofis sahipleri sizin gibi mi?

Üzgünüm ama olmayabiliyorlar.

Danışman adayı bulmak ve yetiştirmek yerine “araklamayı” daha doğru buluyorlar.

Bu durumun öncelikli sorumlusu pazara giren yeni Gayrimenkul Markaları.

Franchise sayısını artırmak adına, önce elinizdeki iyi danışmanları ayartıp onlara gaz verip sayısız mitoz bölünmeye neden oldular.

Sonunda güçlü ofisler giderek cılızlaşıp kapanmaya kadar gittiler.

Eğer amaç ofisleri ayakta tutmak yerine sağıp sonra göndermekse, yeni markalar bu konuda son derece başarılar.

Daha sonra bu model broker’lara sıçradı.

Danışman bulmak ve yetiştirmek zor, meşakkateli bir iş olduğu ve fazlasıyla yatırım gerektirdiği için araklamak hem kolay hem de ucuz bir yol oldu. Hemen bu modele başvurdular.

Havada teklifler uçuştu durdu. Ne paralar, ne ünvanlar ve ne oranlar teklif edildi.

Hepsini seyrettik.

Sonunda ne oldu?

Sektör kaypak bir gayrimenkul danışmanı zeminine oturdu.

Hatta son dönemde pazara giren markalar bu araklama işini iyice abarttılar.

İşler kavgalara ve ofis basmalara kadar dayandı.

Belli şehirlerde bu durum ayyuka çıktı.

 

Asıl soru şu!

Bunun önüne geçmek mümkün mü?

Sorunun yanıtı hem mümkün hem de mümkün değil.

Siz eğer ofisiniz için danışman yaratıyor, eğitiyor ve yatırım yapıyorsanız kesinlikle doğru yoldasınız.

İşe alımdan sonra gereken danışman takibini ve koçluğunu da yapıyorsanız danışmanlarınız kolay kolay sizi terk etmezler.

Ne zaman terk etmeyi düşünürler?

  • Ofiste para ahlakın önüne geçerse
  • Çalışan kayırmaları yapılırsa
  • Her çalışana eşit mesafede durulmazsa
  • İkinci ve üçüncü ajandalar oluşturuluyorsa
  • Saygı ve Sevgi yerini menfaate bıraktıysa
  • Dedikodu ileri düzeyde yapılıyor ve buna yönetim çanak tutuyorsa
  • Performans ölçülmüyorsa
  • Takip sistemi yoksa
  • Geri besleme yapılmıyorsa
  • Danışman danışmana şikayet ediliyorsa
  • Çıkar ilişkileri ön plana çıkmışsa
  • Başkasının arkasından iş çevirmek alkışlanıyorsa
  • Broker’ın kafa ayarı bozuksa

Dahası var ama en ön sırada bunlar var.

Böyle bir ortamda gayrimenkul danışmanı durmak istemez ve kendi arzusuyla kendine yeni ofis bakar.

Bunun çözümü var mı? Evet VAR!

Profesyonel bir yönetim sistemi kurmak ve takip etmek, hesap sormak.

 

Gelelim madalyonun diğer tarafına!

Yeni danışman bulmak zor, yetiştirmek daha zor ve elde tutmak mümkün değilse ne yaparsınız?

Hazır pazarda olanlardan seçmece toplarsınız.

Hem masrafı azaltırsınız hem de işiniz çok daha kolay olur.

Riskiniz var mı yok. Sadece eliniz açık olsun ve hesabınızı bilmeyin yeterli.

Tutmazsa, “Kardeşim, denedik. Birlikte yapamıyoruz. Sen kendine yeni bir ofis bak.” dersiniz. Geçer gider.

Bu tutum doğru bir tutum mudur?

Kesinlikle hayır.

Başka bir ofisin danışmanını ayırıp ona dürüst olmayan bir teklifte bulunmak ne kadar etik olabilir ki?

Bunu yapabilenleri aslında ayakta alkışlamak lazım.

Gerçekten zor bir iş yapıyorlar çünkü vicdanları sızlamıyor.

Bir de dürüstlükten ve aile değerlerinden söz ediyorlar.

Araklamayla bir yere varamazsınız.

Mesleğinizi önce mükemmel yapın.

Sonrası zaten gelir.

Aksi halde tüm sektör kaybetmeye mecbur kalacağız.

 

Danışman Yaratmaya EVET, Araklamaya HAYIR…

 

Güven AÇIK

Posted in Emlak, Gayri Menkul Hukuku, Gayrimenkul.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.